TAHLİYE TAAHHÜDÜNE DAYANAN TAHLİYE DAVASI

TAHLİYE TAAHHÜDÜNE DAYANAN TAHLİYE DAVASI

TBK’nın 352 nci maddesinin birinci fıkrasına göre, kiralananın tesliminden sonra kiracının taşınmazı belirli bir tarihte tahliye etmeyi yazılı olarak kabul etmesi halinde, bu süre dolduğu halde kiralananı boşaltmamışsa, kiraya veren taahhüt edilen tarihten itibaren bir ay içinde icraya başvurarak veya dava açarak kiralananın tahliyesini isteyebilir. Tahliye taahhüdüne dayalı tahliye davalarında, diğer tahliye sebeplerinden farklı olarak sözleşmenin tarafı olmayan malikin dava açma hakkı bulunmamaktadır. Ancak kiralananı iktisap eden yeni malik, TBK’nın 310 uncu maddesi uyarınca kiraya verenin kanuni halefi sayıldığından, önceden verilmiş taahhütnameye dayalı olarak dava açabilir. Kiralayan isterse icra dairesine başvurarak İİK’nın 272 nci maddesi uyarınca tahliye istemli takip yapabileceği gibi, doğrudan sulh hukuk mahkemesinde de tahliye davası açabilir. Dava veya icra takibinin, taahhüt edilen tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde yapılması gerekir. Örneğin; kiralananın 1/8/2010 tarihinde tahliye edileceği taahhüt edilmişse, bu tarih gelmeden 31/7/2010 tarihinde dava açılması veya tahliye istemli takip yapılması mümkün degildir. Çünkü, dava hakkı ancak taahhüt edilen tarih itibariyle doğacaktır. Bir aylık dava açma süresinin; önceden ihbar gönderilmek, dava açılmak veya takip yapılmak suretiyle korunması mümkün değildir. Kira sözleşmesinin tarafı olmayan kişinin, örneğin kefilin verdiği tahliye taahhüdü geçerli değildir. Ancak kiracı adına sözleşmeyi yapan kişinin, kiracı adına verdiği tahliye taahhüdünü geçerli kabul etmek gerekir. Çünkü sözleşmeyi kiracı adına yapmaya yetkili kişinin bu yetkisinin sözleşme ile ilgili tahliye taahhüdünü de kapsadığının kabülü gerekir. Keza, kiracı olarak bulunduğu sırada muris tarafından verilen tahliye taahhüdü mirasçılarını da bağlayacağından, söz konusu taahhüdüne dayalı olarak dava açılabilir. Bu durumda, davanın tüm mirasçılara karşı birlikte açılması gerekir. Tahliye taahhüdünün geçerli kabul edilebilmesi için, ilk kira sözleşmesinden sonraki bir tarihte taahhüdün verilmiş olması gerekir. İlk kira sözleşmesi ile birlikte verilen taahhütnameler, kiracının serbest iradesini yansıtmadığı düşünüldüğünden, uygulamada geçerli kabul edilmemektedir. Taahhütnamenin içeriğinden, taahhüdün kira sözleşmesinin yapıldığı tarihten, yani kiralanana taşındıktan sonra verildiği anlaşılıyorsa bu durumda taahhütnamede tanzim tarihinin olmamasının bir önemi yoktur. Taahhüdün geçerli olduğunun kabülü gerekir. Taahhüdün boş kağıdın imzalanması suretiyle verildiği veya tanzim tarihinin sonradan atıldığına ilişkin iddiaların HMK’nın 200 üncü maddesi uyarınca tanık ve sair delille ispatı mümkün değildir. Bu tür iddiaların, kesin delillerle kanıtlanması gerekir. TBK’nın 170 inci maddesi uyarınca, şartlı tahliye taahhütnameleri düzenlenebilir. Bu durumda taahhüt, söz konusu şartın gerçekleşmesi ile güncellik kazanacaktır. Burada önemli olan husus, öngörülen şartın objektif olarak gerçekleşebilir bir şart olmasıdır. Bağlı olduğu şartın belirsiz ve gayri muayyen olduğu durumlarda taahhüdün geçerliliğinden söz edilemez.

Aksi belirtilmemişse*, bu sitede yayınlanan tüm makalelerin eser sahibi Av. Erdem Güler olup; makale içeriklerinin kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır. Bu haliyle sitede yer alan yayınların münhasıran kullanılma hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser sahibine ait olup, intihal yaptığı tespit edilenler hakkında yasal yollara başvurulacaktır. 

*KAYNAKÇA: Hukuk Rehberi C.1, TAA Yayınları.

Yorum bırakın