Faturanın İspat Gücü

A. Fatura Kavramı

Fatura, satıcı firma tarafından alıcı firma adına tanzim edilen, mal veya hizmetin satıldığını gösteren bir belgedir. Diğer bir deyişle “Satılan mal veya yapılan hizmet karşılığında müşterinin borçlandığı tutarı göstermek üzere malı satan (Satıcı) veya işi yapan tarafından müşteriye (Alıcı) verilen ticari bir belgedir.”

B. Faturanın Unsurları

Faturada Bulunması Gereken Bilgiler:

1.      Faturanın düzenlenme tarihi seri ve sıra numarası

2.      Faturayı düzenleyenin adı, ticaret unvanı, iş adresi, bağlı bulunduğu vergi dairesi ve hesap numarası

3.      Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası

4.      Malın veya işin nevi miktarı fiyatı ve tutarı

5.      Satılan Malların, teslim tarihi ve irsaliye numarası

6.      Faturayı düzenleyen firmanın ticaret sicil numarası, sermaye tutarı ve MERSİS numarası

7.      Faturalar sıra numarası dahilinde düzenlenir.

8.      Mürekkepli kalemle, daktilo veya bilgisayar ortamında doldurulur.

9.      Satılan malların teslim tarihi varsa irsaliye numarası

10.  Kaşe ve İmza

11.  Faturanın baş tarafına iş sahibinin veya vekilinin imzası bulunur.

Ek olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.231/1’ e göre: “Faturanın düzenlenmesinde aşağıdaki kaidelere uyulur:

1.      Faturalar sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir. Aynı müessesenin muhtelif şube ve kısımlarında her biri aynı numara ile başlamak üzere ayrı ayrı fatura kullanıldığı takdirde bu faturalara şube ve kısımlarına göre şube veya kısmın isimlerinin yazılması veya özel işaretle seri tefriki yapılması mecburidir.

2.      Faturalar mürekkeple, makine ile veya kopya kurşun kalemi ile doldurulur.

3.      Faturalar en az bir asıl ve bir örnek olarak düzenlenir. Birden fazla örnek düzenlendiği takdirde her birine kaçıncı örnek olduğu işaret edilir.

4.      Faturaların baş tarafında iş sahibinin veya namına imzaya mezun olanların imzası bulunur.

5.      Faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.

6.      Vade farkı fatura da yer alması gereken zorunlu kayıtlar arasında değildir.

Buna göre faturanın müşteriye teslim edilmiş olma durumunu ispat etmek zorunluluğu satıcı tarafın yükümlülüğündedir.

C. Faturaya Eklenen “Vade Farkı” Kayıtları

Uygulamada fatura kesmekle yükümlü kişilerin kullandıkları maktu fatura kağıtlarının vade farkı kaydı içerdiği görülmektedir.

Fatura nüshalarında yer alan “vade farkı” kayıtları tek başına hukuken geçerli olmamaktadır. Öyle ki taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK’nın 23/2 maddesi uyarınca 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmez.

Bununla birlikte vade farkı için talep hakkını saklı tutan satıcının-sağlayıcının alacağı ile ilgili olarak 6098 sayılı TBK ‘nın 113. maddesinin uygulama yeri de bulunmamaktadır.

Nihayetinde, alıcıdan-tüketiciden vade farkı istenebilmesi için aralarındaki hukuki ilişkiyi gösteren sözleşmede vade farkı kaydının yer alması veya vade farkının taraflar arasında teamül haline gelmiş olması gerekmektedir. 

Mamafih buradaki teamülden, tacirler arasındaki ticari iş anlaşılmaktadır. Zira vade farkı kaydının taraflar arasında teamül haline gelen istikrarlı bir uygulama olması tarafların tacir olmalarını gerektirmektedir. Bir tüketicinin aynı tacirden sürekli vade farkı kaydının yer aldığı sözleşme-fatura ilişkisi içerisinde mal veya hizmet alımı yapması hayatın olağan akışı içerisinde değerlendirilemez, istisna olarak kalır.

Ezcümle; vade farkı kaydı talep edilebilmesi için taraflar arasında sırasıyla: Geçerli Sözleşme (vade farkı kaydının yer aldığı)>>>>> Geçerli Fatura mevcut olması ve borcun kararlaştırılan vadesinde ifa edilmemesi gerekmektedir. 

Son olarak, vade kararlaştırılmadıkça yahut taraflar arasındaki hukuki ilişkinin özelliğinden aksi anlaşılmadıkça kural olarak her borç doğumu anında yani taraflar arasında geçerli bir sözleşme kurulduğu anda muaccel olmuş sayılır. (6098 s. m. 90).

D. Faturanın İspat Gücü

     Satıcı ile müşteri arasında Türk Ticaret Kanunu’nun 21/3 maddesinde belirtildiği üzere: “Telefonla telgrafla herhangi bir iletişim veya bilişim aracı ile veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmeler ile yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde bir itirazda bulunmamışsa söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye ve açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.” denmektedir.

Fatura düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği halde kendisine tebliğinden itibaren 8 gün içinde itiraz etmeyen gerçek ya da tüzel kişi aleyhine de delil olabilecektir.

Faturayı düzenleyen tacirin TTK 21/3 hükmündeki karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim eden ile adına fatura tanzim edilen arasında:

        I. Öncelikle temelde bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Bu şart faturanın ticari bir belge olmasının yanında mücerret olmadığını da göstermektedir.

     II. Taraflar arasında akdi ilişki bulunması (yani faturanın akdin ifası ile ilgili düzenlenmiş olması) gereklidir. Buradaki akdi ilişki satış sözleşmesi olabileceği gibi başka tip sözleşmeler de olabilir. Mamafih taraflar arasındaki ticari ilişki yazılı bir sözleşmeye dayanıyorsa faturanın bu sözleşmeye uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

Mezkûr kanun hükmünün mefhumu muhalifinden; kendisine tebliğ edilen faturaya 8 gün içinde itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu/faturada yazan borç miktarının taraflar arasındaki akdi ilişkiden kaynaklandığını faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Bununla beraber fatura içeriğinin aksine yönelik faturaya süresinde itiraz etmeyen taraf iddiasını yazılı delillerle kanıtlamak durumundadır. Yine de yazılı sözleşmeye uygun düzenlenmeyen faturaya itiraz edilmemesi halinde fatura içeriği kabul edilmiş sayılmaz. Bir başka yönden bakıldığında 8 gün içinde faturaya itiraz etmiş olduğunu kanıtlayamayan alıcı-tüketici için faturada yazılı bedel bağlayıcıdır.

Bunlarla beraber, tebliğ edilen faturaya, karşı tarafça itiraz edilmemesi akdi ilişkinin ispat edildiği anlamına gelmez. Akdi ilişkinin ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 187-224 maddelerine göre ispatı gerekir. Yani faturanın düzenlenmiş olması tek başına akdi ilişkinin varlığını da ispat etmemektedir.

Bu hususta yüksek mahkemenin emsal niteliğindeki kararı için bkz.

Davalı akdi ilişkiyi inkâr etmiştir. Akdi ilişkinin varlığını ispat yükü davacı yüklenicidedir. Davacı akdi ilişkinin varlığını yazılı belgeyle usulen kanıtlayabilmiş değildir. Fatura düzenlenmesi tek başına akdi ilişkinin varlığını kabule elverişli olmayıp davanın reddine karar verilmesi gerekir.” (Yargıtay 15. H. D. 2013/543 E., 2014/681 K. & 4.2.2014 T.)

Faturanın bir sözleşmeye dayanmadan düzenlenmesi durumunda da yine Türk Ticaret Kanunu’nun 21. Maddesindeki 8 günlük itiraz süresi geçerli olmaktadır. Yani kendisine fatura tebliği edilen açısından incelendiğinde fatura geçerli bir sözleşme ilişkisine ait olsun ya da olmasın yasal süresi içerisinde itiraz etmesi gerekmekte, faturayı tanzim eden açısından incelendiğinde ise düzenlediği faturanın tespit ve tahsil fonksiyonlarının bulunması için faturanın; geçerli bir sözleşme ilişkisi içerisinde oluşturulması ve içeriğinin tüm unsurlarıyla tam olarak oluşturulması gerekmektedir.

Akde uygun yükümlülüklerin yerine getirilmeleri bakımından irdelendiğinde ise fatura tek başına mal teslimini gösteren belgelerden değildir. Öyle ki gönderilen fatura muhatap tarafından reddedildiği takdirde mal miktarının tespitine esas olamayacak bu nedenle de teslim edilen mallar ve miktarları ile ilgili ispat külfeti de faturayı tanzim eden tarafa düşecektir.

Son olarak; Yargıtay, faturayı alan kişinin tacir olmaması halinde, faturayı gönderenin fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasından faydalanamayacağını belirtmiştir. (İBHGK, 27.06.2003, E. 2001/1, K. 2003/1 (RG. 24.12.2003, S. 25326)

Yani yüksek mahkeme, söz konusu içtihadı birleştirme kararı ile TTK 21/2 hükmünün yasal 8 günlük süre içerisinde itiraz edilmemesine bağladığı hukuki sonucun yalnızca tarafların tacir olduğu durumda söz konusu olacağını kabul etmiştir. Kanunun sayılan 21/2. Madde hükmünün “bir fatura teslim alan kişi” ifadesi incelendiğinde bahsi geçen yüksek mahkemenin İBHGK kararı hatalı olduğu yönünde eleştiriler almıştır.

E. Fatura ve Ticari Defterler İlişkisi

Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (6100 s. K. m. 222/1, 6102 s. K. m. 83/1)

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18/1 maddesi hükümlerine göre “Tacir, bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla yükümlüdür.”

Buna göre tacirin ticari işleri ile ilgili basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek sorumluluğu (18/2) da göz önünde bulundurularak ticari defterlerini eksiksiz ve zamanında tutması esas tutulmuştur.

Öyle ki ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (6100 s. K. m. 222/2)

Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olmaktadır. (m.222/4)

Ayrıca kanun: “Belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.” demek suretiyle ticari defterlerin delil hukuku açısından esaslarını açıkça belirlemiştir.

Açıklanan hükümler fatura açısından incelendiğinde şu sonuçlara ulaşılmaktadır:

● Malın teslim alındığına ilişkin kayıt defter sahibi aleyhine delil teşkil eder.

●Kendisine fatura tebliğ edilen kişi tacir değilse faturayı tanzim eden tacirin ticari defterlerindeki kayıtlara göre karar verilemez.

● Fatura konusu malın her iki tarafın ticari defterlerinde yer alması halinde davalının fatura bedelini ödediğini kanıtlaması gerekir.

Son olarak, taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılmaktadır. (m.222/5)

                               (Eskişehir anısına…)

Yorum bırakın